fsdsdsdsdvxcvxvsdvsdsdfsdssdfsx ddadasdkjncöcnmşlsfms cslkmsdlfsnlsfsdnfös
Ana SayfaHakkımızdaÜye Kuruluşlar FaaliyetlerProjelerKomisyonlarDosyalarAnadolu Öğrenci BirliğiAlıntı YazılarVideoFotoİletişim
01 Kasım 2014 Cumartesi
 
e-posta adresiniz şifre

Giriş

Hatırla

Üye Ol

 
 
“ ”
 
Üye Kuruluş Haberleri : ‘Vahiy-Coğrafya İlişkisi’ Konferansı - Anadolu Platformu
ÜYE KURULUŞLARDAN HABERLER
 

‘Vahiy-Coğrafya İlişkisi’ Konferansı

Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfı

Bülbülzade Vakfı’nda ‘Vahiy-Coğrafya İlişkisi’ Konferansı gerçekleştirildi. Konferansa Prof. Dr. Ali Akpınar konuşmacı olarak katıldı.

       Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali AKPINAR, Bülbülzade Vakfı’nda “Vahiy-Coğrafya İlişkisi” konulu konferans verdi. Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Mehmet Hıdır AKASLAN’ın sunumu ve yönetiminde gerçekleştirilen konferansta Dekan Prof. Dr. Ali AKPINAR, Kur’an’ın anlaşılması konusunda vahiy-coğrafya ilişkisini anlamanın önemi üzerinde durarak “Kur’an Coğrafyası” konusunda katılımcıları bilgilendirdi.

Kur’ân kıssalarının yaşandığı yerlerde gezip dolaşmanın önemine değinen AKPINAR, bu mekânları dolaşmakla kıssaların yeniden yaşanacağını ve mesajların daha iyi kavranacağını belirtti. Prof. Dr. Ali AKPINAR şöyle konuştu: “Coğrafya insan içindir. Rabbimiz yeryüzünü insan için yaratmış, süslemiş, insanın emrine sunmuş, ona emanet etmiştir. Yüce Yaratıcı önce canlıların yaşayacağı yeri yaratmıştır, hazırlamıştır.”

“İnsanlık yaşadığı Cennet’ten yeryüzüne gelmiş. Burada Cennet’i oluşturarak, kurarak yeniden Cennet’e kavuşacağız. Yani Cennet’ten geldik. Bu dünyayı Cennet’e dönüştürürsek öte tarafta da Cennet’e kavuşacağız.”

Ø       ZAMANIN VE MEKÂNIN ÜZERİMİZDEKİ ŞAHİTLİĞİ

“İşte o gün, yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle kendi haberlerini anlatır” (99/4-5) ayetiyle zaman ve mekânın üzerimizde şahitlik edeceğini öğreniyoruz. Peygamberimiz, bu ayeti okudu ve “bilir misiniz yerin vereceği haberler nelerdir?” diye sorunca “Allah ve Rasülü daha iyi bilir”, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz “O, yerin kadın erkek herkesin üzerinde yaptıklarına, şu gün şöyle yaptı, böyle yaptı diyerek tanıklık etmesidir. (Tirmizî, Ahmed)” buyurdu.

Ø       GÖĞÜN VE YERİN AĞLAMASI!

“Bu, böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık. Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar sonraya da bırakılmamışlardı.” (44/28-29) ayeti ile ilgili Mücahid “yer, secde ve rükû yapan kullara yer, gözyaşı döker. Gök, tesbih ve tekbir getiren kulun ölümüne ağlar” der.

Ø       KUR'ÂN-I KERİM’DE YER ADLARININ ZİKREDİLİŞ SEBEP VE HİKMETLERİ

“Bu noktada Kur'ân yakın hitap tarzına uygun bir yol izlemiştir. Örneğin Kur'ân'da Hicaz bölgesi, yerleşim merkezleri, dağları, vadileri, meraları, iklimi ve diğer özellikleri ile pek çok ayette işlenir.” diyen AKPINAR konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sıcak bölge insanının öncelikle aradığı gölgelikler, su kaynakları ve yine o bölge insanının temel ihtiyaç maddeleri olan içecek ve yiyecekler Kur'ân'da çokça geçer. Bunun yanı sıra Hicaz; insanının çeşitli seyahatlerde gördüğü deniz, deniz ürünleri, deniz ulaşımı ve deniz kıyısındaki yerleşim merkezlerinden de Kur'ân söz eder.”

“Kur’ân’da açıkça adı geçen 80 civarında yer adı bulunmaktadır. Genel kabûle göre bunlardan 5’i, bugünkü Türkiye topraklarında bulunmaktadır.”

 

Ø       KUR’ÂN KISSALARINDA YER ADLARI

“Kur’ân’da açıkça geçen yer ve şahıs isimleri öncelikle Kur'ân kıssalarıyla ilgilidir. Kur'ân kıssaları, önemsiz ve gereksiz ayrıntılardan, zaman ve mekân kayıtlarından uzak olarak sırf iş ve olay açısından insanlığa hükmeden kanunlara ışık tutan ve muhataplarını mükemmel insan tasavvuruna yükselten bir niteliğe sahiptir. Mesaj herkese, her yere, her şarta ve her her çağa şamil olsun diye!” Kur’ân, bazı yer adlarına ayetlerinde yer verir. Bir yerin adının Kur’ân’da geçmesi ise, o yerin sahipleri açısından son derece önemlidir. Yer adlarına ilişkin önemli olan kimi noktalar şunlardır:

a) Yerin İnsan Hayatındaki Öneminin Vurgulanması: Önemine binaen kimi yer adları, yer şekilleri ve gök cisimlerinin adları, birçok Kur'ân suresine de ad olarak seçilmiştir: Ahkâf, Beled, Hicr; Kehf, Tîn; Tûr, Rûm, Kâf, Kevser, Burûc, Kamer, Necm, Şems, Târık gibi. Yüce Allah, Tûr Dağına, Tîn ve Zeytûn Dağlarına, Emin Belde Mekke'ye yemin etmiştir.

b) Kur'ân'da Geçen Yer Adlarının Allah'ın Nişanlarından Olması: "Şüphesiz Safa ile Merve; Allah'ın şeâirindendir." (Bakara 2/158). "Ey İnananlar! Allah'ın şeâirine, hürmet edilen aya, (Kâ'be’ye) hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rablerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyti Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin.” (Maide 5/2). Onları tanıyalım, onların temsil ettiği ruhu kavrayalım, onları sahiplenelim diye…

c) Medeniyetin İlk Merkezlerine Dikkat Çekilmesi: Kur'ân'da geçen özel yer adları incelendiğinde görülür ki, anılan o yerler insanların ilk yurtları, medeniyetlere beşik olan beldelerdir. Bu yönüyle bir hayat düsturu ve din kitabı olan Kur'ân, hayatın ve medeniyetin temelini oluşturan bir coğrafyayı okuyucularına çizer. Onları ibretle gezsin, görsün, onlardan alacağını alsın diye.

d) Anlama Canlılık Kazandırılması: Kimi ayrıntılar, merak sâiki ile dopdolu olan insanda, daha fazla etki meydana getirir. Yine isimlere yer verilerek, anlatım daha somut hale getirilerek kolaylaştırılmıştır.

Kur’ân okuma atmosferi anlama katkı sağlar. Bu sayede mesajlar, etkili ve kalıcı hele gelir: Mekke’de, Ka’be’nin yanında inen bir ayetin indiği yerde okunması; Uhud savaşı ile ilgili ayetlerin Uhud dağı ve şehidliğinin yanında okunması…

e) İbret ve Model Oluşturmak İçin Merkezlerin Anılması: Kur'ân'da adı geçen yerleşim merkezleri, tarih ve din kitaplarının anlata anlata bitiremediği özellik ve güzelliklere, sayısız hatıralara sahip olan yerlerdir. Bu merkezler sosyal, siyasî ve mimarî alanda model olacak olan merkezlerdir. Hz. Yunus döneminde 100.000 nüfuslu şehirlerden bahsedilir.

f) Din-Tarih-Medeniyet ve Kültür Bağlarının Canlı Tutulmasının İstenmesi: Tâif dönüşü bir bağa sığınan Hz. Peygamberin, kendisine üzüm ikram eden köle Addas ile tanışırken, onun Yunus peygamberin şehri Ninovalı oluşunu öğrendikten sonra bunu tebliğde değerlendirmesi, oldukça anlamlıdır. Bu anlamda peygamberimizin “Bir kişi, biriyle tanıştığı zaman onun adını, baba adını, nereli ve kimlerden olduğunu sorsun. Çünkü bu, dostluğa en uygun olan yoldur.” (Tirmizî, Zühd 54…) hadisi de çok mânidardır.

g) İnsan Hayatındaki Yerleşik Hayat Tutkusuna Dikkat Çekilmesi: “Ey İsrailoğulları! Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarından çıkarmayacağınıza dair Biz, sizden söz almıştık. Her şeyi görerek bunları kabul etmiştiniz.” (Bakara 2/84)

“Musa ve Harun için şöyle dediler: 'Doğrusu bu ikisi, sihirleriyle sizi yurdunuzdan... çıkarmak isteyen iki büyücüdür.”  (Taha 20/3)

İnsanların, üzerinde yaşadıkları yerlere nisbet edilerek anılmaları da yerin insan hayatındaki önemini vurgulamaktadır: Ashab-ı Medyen (Medyenliler), Ashab-ı Eyke (Eykeliler), Ashab-ı Hıcr (Hıcırliler), Ashab-ı Kehf, Ashab-ı Rakîm, Ashab-ı Rass, Ashab-ı Uhdûd, Ashab-ı Karye, Ashab-ı Cennet, Ashab-ı Kubur gibi.

Peygamberimizin yer/yurt sevgisine ilişkin şu üç noktayı hatırlatalım:

-"Vallahi! Ey Mekke, biliyorum ki sen, Allah'ın yarattığı yerlerin en hayırlısı ve Allah'a en sevgili olanısın! Eğer senin halkın beni, senden çıkarmamış olsaydı, senden çıkmazdım!"

Hicretle birlikte yerleşip yurt edindiği Medîne ile ilgili de şunları söyler:

-"Allah’ım! Mekke'yi bize sevdirdiğin gibi Medîne'yi de bize sevdir! Allah’ım! Medîne'yi bize rızkı bol ve ferah bir yurt kıl!..”

-"Uhud dağı bizi, biz de onu severiz"

h) Doğal ve Yapay Çevreye İslam’ın Verdiği Önemin Vurgulanması: Kur'ân'da geçen yer adları, ekolojik denge ve çevre düzenlemesinin sağlıklı bir biçimde sağlanıp korunması ile İslâmî şehircilik anlayışının oluşmasına ışık tutması açısından son derece önemlidir: Mekke'nin harem bölge sayılıp hayvan ve bitkilerinin koruma altına alınması, Medîne'nin harem bölge ilan edilmesi, Tâif'in sit alanı olarak ilan edilmesi…

Ø       VAHYİN İNSANLIĞI İNŞASINDA COĞRAFYANIN ETKİSİ

“12 bin parça dağın arasında İslam güneşi Mekke’de doğmuştur. Yüce Allah, Tûr Dağına, Tîn ve Zeytûn Dağlarına, Emin Belde Mekke'ye yemin etmiştir.”

“İnsanın yaşadığı coğrafya ve iklim, insanın ruh haline ve yapısına etki eder. Bu anlamda gerektiğinde kötü çevreden iyi çevreye hicret edilmelidir.” diyen Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali AKPINAR sözlerini şöyle tamamladı:

Ø       VAHYİN ANLAŞILMASINDA COGRAFÎ ETKİLER

Vahyin indiği atmosferi tanımanın vahyi anlamaya etkisi büyüktür. Bunun yanı sıra Kur’ân okuma yer ve zamanları belirlemek, evimizin bir köşesini namaz, Kur’an, ibadet için tahsis etmek manevi yoğunluğu sağlayacakları için ibadetlerimizin alacağımız feyz çok daha yoğun olacaktır. Örneğin İslam tarihinde büyük önem sahip üç mescidi ziyaret etmek için ne yapılsa değer. Kıssaların geçtiği yerlerde ilgili kıssaları okumakta benzer şekilde kavrayışımızı artıracaktır.

Medenî-bedevî ikileminde peygamberler şehirlidir. İslam mescid merkezli bir şehir, mescid merkezli bir medeniyet tasavvuruna ve de tecrübesine sahiptir.

Ø       SONUÇ

Yeryüzü insanın sınav yeridir. İnsan Allah’ın emanetidir. Mekân da zaman gibi insanın leh yahut aleyhinde şahittir. Yerin insan hayatında ayrı bir yeri vardır. Kur’ân’da yer isimleri geçmiş, insanlık tarihinin kilometre taşlarına dikkat çekilmiş, bazı yerlerin üzerine yemin edilmiştir.

Yeryüzü halifesi olan insanın yeryüzündeki görevi yeryüzünün imarı, yeryüzünün ıslahıdır: Semud milletine kardeşleri Salih'i gönderdik. «Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. (11/61). “Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (2/60)

Pek çok ayet, yeryüzünde ibret gözüyle bilinçli bir şekilde gezilip dolaşılmasını âmirdir. Önemli olan ‘yol’dan çıkmadan yolculuk yapılabilmektir: De ki: «Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün.” (29/20). Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunu görün. (16/34)

Yüce Yaratıcı, ilk insana Cenneti yaşatmış ve cennet modelini yeryüzünde gerçekleştirmek için onu dünyaya göndermiştir. Hedef yine yitirilen cenneti yeniden kazanmaktır. Bu anlamda ölüm, bir yerden başka bir yere hicret etmenin adıdır.

Konferans soru-cevap faslıyla son buldu.

 
18 Şubat 2012 Cumartesi

 
 
 
Güncel Haberler


 
Haberler - Duyurular
   
 
Foto Galeri
 

Anadolu Platformu 4. Genel Kurulu

EKE Ankara Hizmetiçi Çalıştayı


8. Anadolu Buluşması Salondan Kareler

Nedder Yaz Okulu Bitirme Programı

 
 
 
Alıntı Yazılar
 

 
 
 
 

 
 
Video Galeri [ tüm videolar ]
 Kobané Olayları Basın Açıklaması

"Duvarlar Arasında”

Anadolu Platformu Tanıtım Filmi 2014

Anadolu Platformu Tanıtım Videosu 2013

 
Anket
 
Web sayfamızın tasarımını nasıl buldunuz?
Güzel
Fena Değil
Kötü
Geliştirilmeli
Sonuçları Gör
 
 
 
01 Kasım 2014 Cumartesi
 
başa dön
 
     
   

Adres: Ali Kuşçu Mh. Hulusi Noyan Sk. No:11/2 FATİH/İSTANBUL

Telefon: 0.212. 534 13 78

Faks: 0.212. 534 15 80

e-posta: bilgi@anadoluplatformu.org.tr